ÜLKÜCÜLERE ve SOLCULARA SESLENİYORUM: ' AKLINIZI İYİ KULLANIN'
Türkiye, 12 Eylül Pazar günü, halkımızın yıllardır, ‘ne zaman değişecek’ diye özlemini çektiği, Anayasa değişikliğini oylamak üzere sandık başına gidecek. Evet, bu anayasa değişikliği, ülkemiz ve milletimiz için ‘olmazsa olmaz’ bir ihtiyaçtı. Bu ihtiyacın giderilmesi adına, ülkemiz çok güzel bir imkânı elde etmiştir. Bu imkânın iyi değerlendirilmesi; ülkemiz, milletimiz ve gelecek neslimiz için çok ama çok önemlidir. Bu güne kadar 5 kere referandum için sandık başına giden milletimiz, 6 kez sandık başına giderek, kardeşin kardeşe düşman yapıldığı bir dönemde gerçekleştirilen askeri anayasanın değiştirilmesi için oy kullanacak. Kimileri de bu anayasanın değiştirilmesine karşı çıkarak ‘hayır’ diyeceklerdir.
Anayasa oylamasında MHP ve CHP, rengini belli etti. ‘Hayır’ diyeceklerini beyan ettiler. Neden ve niçin hayır? Siyasi ihtiras uğruna denilecek bu hayır, ülkeye ve millete vurulan büyük bir darbeden başka bir şey değildir. Oysaki geçmiş dönemlerde en büyük sıkıntıyı, o günün ülkücüleri ile yine dönemin solcuları olan sosyal demokratlar çekmediler mi? Bu gün ülkücüleri temsil eden MHP ile aynı şekilde sol kesimi temsil eden CHP, referanduma, ‘Hayırda hayır var’ diye oylamada, ‘Hayır’ diyeceklerini deklare ettiler. Bunlar, bilmelidirler ki, ‘Diyecekleri hayır, hayra değil, şerre hizmettir.’ Dün, krallar gibi yaşayan, bu milletin sırtından geçinerek ülkeyi kaosa sürükleyenler, bu gün nasıl hesap veriyorlarsa, bu gün bu anayasa değişikliğine ‘hayır’ kullanılması için ellerinden gelen gayreti gösterenler de yarın tarih önünde hesap vereceklerdir. Ancak, benim emin olduğum bir konu vardır ki, ülkesine sevdalı değil, karasevdalı bir şekilde bağlanan ülkücüler, bu anayasa değişikliğine kesinlikle ‘evet’ diyeceklerdir. 80 anayasası olarak bilinen anayasayı yapanlardan, ülkücüler çok çekmiştir. Sadece ülkücüler mi, o günün ‘şerefli solcuları’ da çok çekmiştir. O gün çileye ve sıkıntıya maruz kalan gerek ‘ülkücü’ olarak bildiğimiz insanlar, gerekse de ‘solcu’ tabir ettiğimiz insanların önlerine konulacak olan altın tepsideki bu nimeti geri çevirme gibi bir düşünceleri elbette olmayacaktır. Ki, bunu bizzat görüştüğüm ‘hakiki ülkücü’ nezih insanlardan biliyorum. En son yaşadığım iki vak’ayı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Geçenlerde, çarşıda giderken, MHP yönetiminden bir dostumla karşılaştım. Hoş beşten sonra, “MHP, genel başkanının ‘Hayır’ diye feryat etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?’ diye sordum kendisine. Bıyık altından gülümsedikten sonra, ‘Biz de, lidere itaat önemlidir. Ancak, bu anayasaya ‘hayır’ diyebilecek kadar da kendimi ‘aptal’ görmüyorum. Dün biz değil miydik, bu anayasanın değiştirilmesini isteyen? Dün bizler değil miydik, bu anayasa nedeniyle sürülen? Dün bizler değil miydik, zindanlara atıla, işkencelere maruz bırakılan? Bu anayasa değişikliğine kesinlikle ‘evet’ oyu kullanacağım ve ‘evet’ oyu kullanılması için de telkinde bulunacağım. Çünkü 12 Eylül darbecilerin yargılanmasına yol açan bu anayasa, bu milletin geleceğini belirleyecektir. Akli selim her bir Ülkücü insanın buna ‘evet’ diyeceğinden hiçbir şüphem yoktur.” dedi.
Yine, solun aşırı solunda bulunan ve birçok platformda ‘Ben komünistim’ diyebilecek kadar fikrini açıkça ifade eden bir tanıdığımla karşılaştım. Bir dönem eşi CHP’de de görev yapmış bulunan, okumuş, kültürlü ve aynı zamanda da sosyal aktivitelerde hareketli bir kişiliğe sahip olan bu tanıdığıma, “Bu referandum ile ilgili ne düşünüyorsun?’ diye sordum. İlk önce hükümete yönelik eleştirilerini sıraladı bir bir. Daha sonra, “Bu anayasa değişikliğine ‘evet’ demek zorundayım. Üniversitede okurken, nasıl çileler çektiğimi ben bilirim. Bu gün bu anayasaya ‘hayır’ diyecek insanlar, dün çile çekmemiş, olaya ‘kuru bir inat’ olarak yaklaşanlardır. Ben bu anayasa değişikliğine ‘evet’ demek zorundayım. Ülke insanımız şayet kendi geleceğini ve gelecekteki neslini düşünüyorsa buna ‘evet’ demek zorundadır. Bana birileri çok çileler çektirdi, bende bu anayasaya ‘hayır’ diyerek, evlatlarıma çile çektirmek istemiyorum. Bu nedenle ‘evet’ diyeceğim…” dedi.
Farklı iki uç düşünceye sahip bu iki insanın ortak düşüncesinin ‘EVET’ olması, ülkemiz insanının ne kadar huzura, düzene ve güzelliğe özlem duyduğunu sizce göstermiyor mu?
Fıkıhta, ‘Tamamını elde edemiyorsan, parçadan vaz geçmek olmaz’ diye bir kural vardır.’ Evet, bu anayasa değişikliğinde belki kafamıza yatmayan bazı noktalar olabilir. Unutulmamalıdır ki, bu anayasa değişikliği bir bütündür. Bütün olarak ele almak ve ona göre değerlendirmek gerekir… Bu anayasa değişikliği kesinlikle ‘Ak Parti’nin meselesi, Ak Parti’nin anayasası değildir. Bu, bir ülke, millet meselesidir. Milletimizin anayasasıdır. Bu meseleye ‘Ak Parti meselesi’ diye algılayarak, ‘hayır’ demek; ülke gerçeklerini ve ülke yararına olacak şeyleri görmemezlikten gelmek demektir. Bu gün bunu, PKK’nın temsilciliğini üstelenen ve halada mecliste mevcudiyetini muhafaza eden zihniyet yapmaktadır. Bu zihniyetle aralarında ki farkı göstermek isteyen insanların, siyasi ihtirasları bir kenara bırakarak bu anayasa değişikliğine ‘evet’ demesi gerekir. Unutulmamalıdır ki, bir bedenin ekmek ve suya ne kadar ihtiyacı varsa, bu ülkenin de bu ‘evet’ mührüne o kadar ihtiyacı vardır. ‘Ben bu millete güveniyorum’ diyen Mustafa Kemal gibi, bu millete hepimiz güveniyoruz. Bu millet, kendine yakışanı yapacaktır. Bundan hiç kimsenin, hiçbir şekilde şüphesi olmasın…
Hayır olur mu hiç HAYIR’da..
Var diyenlere aldanma arkadaş.
Sıkıntı istemiyorsan yarınlarda.
12 Eylül’de ‘EVET’ de arkadaş.
Bak sen hele şu siyasi lidere:
Veriyor ortalığı velveleye.
Koyma kendini onlarla aynı kefeye.
12 Eylül’de ‘EVET’ de arkadaş.